25 Mart 2019 Pazartesi

bebeklerin ortam ısısı, uykusu


Bebekleri nasıl giydirelim ?

Bebeğin ensesi ve giysilerin altında kalan bölgeleri sıcak ve bebek de mutlu ise ortam ısısı ve giysileri yeterlidir

 Yenidoğan döneminde annesinden bir kat fazla daha sonra annesi kadar giyinmelidir.



Bebeğin yaşadığı odanın ısısı ne olmalı?

Gündüz 22-24 C , Gece 20-23 C

Gece yattığı oda sıcak olmamalı, çünkü:  ABÖS riskini artırır.
 Kuru ve ısınmış hava burun mukozasını kurutur
 Mukoza  duyarlı hale gelir, enfeksiyon riski artar.

Banyo sıklığı ve banyo suyunun ısısı kaç C olmalı?

Günaşırı ya da her gün (haftada 2 kez şampuanlı) banyo yeterli .Banyo suyu ısısı: 37-38 C



 Bebekler nerde, ne süre ve nasıl uyurlar?

1 yaşa kadar sırtüstü uyumak,
 İlk 6 ay aile ile aynı odada kendi yatağında uyumak,
 Gündüz ya da gece uyku sırasında emzik kullanmak ABÖS’dan korur
 Bebeğin yattığı odada sigara içilmez (ABÖS riskini ↑)
 Gece boyunca araba ya da bebek taşıma koltuğu, bebek arabası ya da salıncakta uyutulmaz
Yatak zemini ve şilte sert olmalıdır
Yattığı yatakta boğulma riskini artırabilecek yumuşak objeler, yastık vs olmamalıdır
 Yatakta tek başına yatmalıdır
Oda ısısı yüksek olmamalıdır

Yenidoğan ort . 16-17 sa/gün, 1- 6 ay:13-14 sa/gün uyur
Bebek büyüdükçe bu süre azalır.

Gece boyunca 60-90 dk aralarla kısa süreli uyanıklık döngüleri olur.

 3. aydan itibaren kendi kendine uykuya dalabilir,
 En son uyuduğu yer yatağı ise uyanma dönemlerinde kendi kendini yeniden uyutabilir
 Gündüz uykusu çevresel, gece uykusu ise genetik etmenlerden etkilenir




25OHD >30ng/mL için gerekli D vit: 1000IU/gündür.



AYAKKABI SEÇİMİ:

“Ortopedik” değil “ergonomik” olmalı
Rahat olmalı, ayakkabının önünde ve arkasında boşluk olmalı ama yürürken topuk çıkmamalı
 Önü dört köşeli, tabanı esnek olmalı,
 Koşarken ayağından çıkmaması için bileğin üstüne kadar uzanmalı,
 Deri, bez ya da kanvas ayakkabılar seçilmeli,
 Topuksuz, tabanı lastik ya da tırtıklı kösele olmalı,
 Enerji kaybını azaltmak için hafif olmalı
Bebek yürüyene dek ayakkabı gereksinimi yoktur
 Yeni yürüyen bebeklerin de sadece dış mekanlarda giymesi önerilir.
Çıplak ayakla yürümek ayağın şeklinin ve kuvvetli eklemlerin oluşumunu kolaylaştırır






kalsiyum ihtiyacı

Yaş :     Kalsiyum alımı (mg/gün)
0-6 ay=  210
7-12 ay = 270 ,
1-3 y =500,
 4-8 y=  800
 9-18 y = 1300 mg

Kalsiyum içerikleri :Süt (1 fincan) 246 mg Yoğurt (1 kase) 258 mg Peynir (30 g) 202 mg

d vit.

334 anneye 6400 IU/gün D vit. desteği bebeğin 400 IU/gün D vit. alması ile eşdeğer

 Yeterlilik tanımı 25(OH)D >50 nmol/L

(Hollis BW et al. Pediatrics 2015; 136: 1669







25(OH)Vitamin D Düzeyi  Institute of Medicine (IOM) 2010

 Eksiklik :    < 30 nmol/L      (<12 ng/ml)

Yetersizlik : 30-50 nmol/L    (12-20 ng/ml)

 Normal :    > 50 nmol/L       (>20 ng/ml)


( > 20 ng/ml toplumun en az %97.5’unun gereksinimini karşılar. )


Çocuklarda D Vitamini Desteği Önerisi İlk yaşta günde 400 IU İlk yaştan sonra günde 600 IU Amerikan Pediatri Akademisi ve Beslenme Komitesi (IOM, Dietary Reference Intakes for Calcium and Vitamin D, NAP, 2011)




---------------------------

D vitamini desteği astım ataklarının sıklığını (%54), ve kortikosteroid tedavisi gereksinimini %31 azaltıyor .
 483 çalışmadan, 7 randomize kontrollü çalışmada, 955 vaka D vit düzeyi < 25 nmol/L altında etki daha belirgin olduğu görülmüş.


Vitamin D supplementation to prevent asthma exacerbations: a systematic review and meta-analysis of individual participant data. Lancet Respir Med 2017 Nov;5(11):881-890. D

-----------------



D vitamini eksikliği için risk artışı
 Malabsorpsiyon
 Obezite
 D vit metabolizmasını etkileyen ilaç (antikonvülzan, glukokortikoidler, antifungal, antiretroviral) kullanımında

 Hastalar 2-3 kat fazla D vit’ne gereksinim duyabilir, eksiklik için taranmalıdır


 Pramyothina P, Holick MF. Vitamin D supplementation: Guidelines and evidence for subclinical deficiency. Curr Opin Gastroenterol 2012, 28:139–150.


-------------------

D vitamini eksikliğinde tedavi

 Gastrointestinal fonksiyonları normal çocukta 2,000-5,000 IU/gün

 Malabsorpsiyon varsa 10,000- 25,000 IU/gün

 2-4 hafta

Önerilenden yüksek dozda D vitamini kullanımında
Hastalık durumunda normal düzey sağlanana kadar 3 ayda bir 25-OH vit D düzeyi ile izlem



--------------------------





Önerilen D vitamini alımı :

0-1 yaş 400-1000 IU

1-8 yaş 600-1000 IU

9-18 yaş 600-1000 IU

>18 yaş 1500-2000 IU

Gebelik 1500-2000 IU
Laktasyon 1500-2000 IU

Endocrine Society vitamin D guidelines 2011








D vitamini eksikliğini önlemek için, Endokrin Topluluğu kendi uygulama rehberlerinde;

infantlarda ilk bir yıl için günlük 400-1000 IU (2000 IU’ye kadar güvenli),

1-18 yaş arasındaki çocuk ve adölesanlar için günlük 600-1000 IU (4000 IU’ye kadar güvenli),

18 yaş üzeri erişkinler için ise günlük 1500-2000 IU (10,000 IU’ye kadar güvenli)

D vitamini desteği önermektedir.
Bununla birlikte obez kişilerde, Malabsorbsiyon sendromu olan hastalarda, glikokortikoid ve antiepileptik ilaç kullanan kişilerde daha yüksek dozlar gerekebilir
Wacker M, Holick MF. Vitamin D-Effects on Skeletal and Extraskeletal Health and the Need for Supplementation. Nutrients 2013;5:111-48









24 Mart 2019 Pazar

çocuklarda uyku süreleri



yaş:                           önerilen:                  önerilmeyen:

Yenidoğan, 0-3 ay        14-17 sa                  <11 sa, >19 sa
Bebek, 4-11 ay             12-15 sa                   <10 sa, >18 sa
 1-2 yaş                        11-14 sa                   <9 sa, >16 sa
3-5 yaş                         10-13 sa                   <8 sa, >14 sa
6-13 yaş                       9-11 sa                     <7 sa, >12 sa
14-17 yaş                     8-10 sa                    <7 sa, >11 sa



Journal of Clinical Sleep Medicine, Vol. 12, No. 6, 2016

22 Mart 2019 Cuma

DEMİR EKSİKLİĞİ ANEMİSİ

Demir preparatları +2 ferröz veya +3 ferrik şekilde olabilir.
 Ferrik şekli emilim için önce ferröz şekle dönmelidir.
Bu nedenle biyolojik olarak önemi olan +2 değerlikli ferröz demirdir.
Ağızdan tedavide en sık kullanılan iki değerlikli ferröz demir preparatları ferröz sülfat, ferröz glukonat, ferröz fumarat ve ferröz süksinatdır.

En sık kullanılan tedavi dozu günde 3-6 mg/kg’dır.

Dozun bölünmesi konusunda da farklı öneriler vardır.
Yapılan çalışmalarda özellikle sindirim sistemi yan etkileri görülen çocuklarda günde tek dozun da etkin olduğu gösterilmiştir.

Askorbik asidin demir emilimini arttırdığı bilinmektedir,

Demir preparatlarına rutin olarak çinko eklemekle ilgili yeterli çalışma henüz yoktur.
 Beslenme yetersizliğinin olduğu bölgelerde, büyüme-gelişme geriliği, yara iyileşmesinde gecikme, bağışıklık sistem bozukluğu sonucu sık enfeksiyon geçirme ile birlikte demir eksikliğinin görüldüğü çocuklarda, kısıtlı laboratuvar imkanları nedeniyle serum çinko düzeyine de bakılamıyorsa demir ve çinko içeren preparatların kullanılmasının fayda getirebilir.

Tedavide 10 gün sonra Hb’de 1 gr/dL veya daha fazla artış gözlenmişse tanı doğru demektir. Bu durumda demir depolarını doldurmak için tedaviye en az iki ay daha devam edilebilir.

Demir eksikliği anemisinin üzerinde en fazla durulan bulgusu nörokognitif sistem üzerine etkileridir.
Demir eksikliği anemisine ilerlememiş DE de mental ve motor işlevlerde bozulmaya neden olabilir ve bu etkiler kalıcı olabilir.
Demir eksikliğinin hangi mekanizmayla nörokognitif bozukluklara neden olduğu tam olarak bilinmemekte.

Son dönemde yapılan bazı çalışmalarda ve 2010 yılında yapılan bir meta-analizde; DEA’nin ateşli konvülziyonla kuvvetli derecede ilişkili olduğu gösterilmiştir



                                      Hb(mg/dl)   Hct (%)
6-59 ay arası çocuklar    11                33
5-11 yaş arası çocuklar   11,5            34
12-14 yaş arası çocuklar 12              36
 >15 yaş kızlar                12              36
>15 yaş erkekler             13              39


lab:

 Eritrositler, içlerindeki hemoglobin miktarı azaldığında normalden daha küçük ve soluk görünürler. Bu bulgu tam kan sayımında ortalama eritrosit hacmi (MCV) ve ortalama eritrosit hemoglobininin (MCH) azalmasıyla kendini gösterir.Ortalama eritrosit hemoglobini 27 pg altında ise düşüktür.

 Periferik yaymada ise eritrositler mikrositik ve hipokromdur.

Ortalama eritrosit hacmi ve MCH birbirine koşuttur yani mikrositik eritrositler aynı zamanda hipokromdur.



Kan sayımında anemi ile birlikte RDW artışı var ise besinsel eksiklik düşünmek gerekir; birlikte MCV düşük ise demir eksikliği, MCV yüksek ise B12 veya folik asit eksikliği söz konusu olabilir.

Normal bir RDW ve mikrositoz demir eksikliği anemisinden çok talasemi taşıyıcılığını düşündürür.

RDW-CV % olarak verilir. daha güvenilir bir ölçümdür ve >14 ise anormaldir.



RDW>14

 RBC: düşük

Hb, Htc: yaşa ve cinsiyete göre düşük

 MCV: yaşa ve cinsiyete göre düşük

 MCV alt sınır saptanırken: 70+yaş  ,  <10 yaş için  10 yaş üstü 80
 (MCV<72 ise genellikle anormaldir)

MCV için üst sınır: 84+yaşx0,6     >6 ay için
 (MCV>98 her zaman anormaldir)

 MCH<27 pg

MCHC<%30

Trombositoz

Nadiren: Trombositopeni, lökopeni




Serum ferritin < 12 ng/mL
 Serum demiri: < 30 mcg/dL
 TDBK > 480 mcg/dL
Transferin satürasyonu (Demir/TDBKx100) < %16
 Metzner indeksi (MCV/RBC) > 13






Özdemir N.
Çocuklarda demir eksikliği anemisi

 Türk Ped Arş 2015; 50: 11-9






21 Mart 2019 Perşembe

Çölyak Hastalığı Açısından Kimler Test Edilmeli?

 Çölyak hastalığı prezentasyon belirtileri çok çeşitli olabildiği ve hastaların büyük kısmı asemptomatik olduğu için, ÇH tanısı güçlükler oluşturmakta ve yüksek bir klinik şüphe indeksini gerektirmektedir.
 Ek olarak, çölyak hastalığı, buğday allerjisi ve non-çölyak glüten hassasiyeti (NCGS) olguları benzer belirtileri gösterebildiklerinden, sadece klinik belirtilere dayanarak bu hastalıkların ayırt edilebilmesi mümkün değildir.

 Kronik diyare, karın ağrısı, distansiyon ve tartı kaybı gibi tipik gastrointestinal semptomların varlığında ÇH öncelikle düşünülmelidir.

 Daha az tipik semptomlar olup başka şekilde açıklanamayan kabızlık, boy kısalığı, anemi, yorgunluk, artralji ve karaciğer enzim yüksekliği olan olgular da ÇH açısından araştırılmalıdır.

Dirençli veya tekrarlayan demir eksikliği, açıklanamayan osteopeni, dental enamel defekti, tekrarlayıcı oral aftöz lezyonları ve DH olguları da ÇH açısından tetkiki gerektirirler.

 Asemptomatik veya çok hafif belirtilere sahip olmakla beraber, ÇH yönünden risk grubunda olduğu bilinen durumlar da ÇH açısından tetkik edilmelidirler.

Çölyak hastalığı tanılı hastanın birinci derece yakınları, Down sendromu, Turner sendromu, Williams sendromu, IgA eksikliği ve otoimmün hastalık (Tip-1 DM, otoimmün tiroidit, otoimmün karaciğer hastalığı, jüvenil kronik artrit gibi) varlığı risk gruplarını oluşturur.

Günümüzde ÇH tanısında kullanılan serolojik testlerin duyarlılık ve özgüllüğü oldukça yüksektir. Bu nedenle de ÇH şüphesi olan hastalarda tanısal yaklaşımda serolojik testlerle başlanması gerekli ve uygundur. Ancak serolojik tetkikler öncesinde hastanın glüten içeren normal bir diyetle besleniyor olması çok önemlidir, serum antikorlarının yarılanma ömrü 30-60 gün arasında olduğundan, glütensiz diyetle beslenen hastalarda testlerin negatif çıkma olasılığı yüksektir. Ticari kullanımda olan anti-EMA IgA, tTG IgA, ve anti-DGP IgA/IgG antikorlarının duyarlılık ve özgüllükleri %90’dan daha yüksektir. Anti-gliadin antikor (AGA) ise düşük tanısal değere sahip olduğundan artık kullanılmamaktadır. Çölyak hastalığı tanısal tetkikinde anti-tTG IgA’nın öncelikle ve tek başına kullanımı önerilmekte, anti-EMA veya anti-DPG ile kombinasyonun ek bir yarar sağlamadığı ifade edilmektedir. Selektif IgA eksikliği olan olgularda anti-tTG ve anti-DPG IgG kullanılmalıdır. İki yaş altındaki çocuklarda anti-tTG ve anti-EMA testleri daha az, AGA and DGP antikorları ise daha fazla duyarlılığa sahiptirler, iki yaş altındaki serolojik incelemede, anti-tTG IgA ve anti-DGP testleri kombinasyonu tercih edilmelidir.


marmara pediatri kongresi 2019

İdrar Yolu Enfeksiyonu Tedavisi ve Korunma Yollar

 Çocukluk çağında idrar yolu enfeksiyonunda amaç akut enfeksiyonun tedavisi, yenidoğan ve süt çocuğunda ürosepsisin önlenmesi, renal hasara engel olma ve iye’nun tekrarının önlenmesidir.

İdrar yolu enfeksiyonu tedavisi öncesi mutlaka idrar tahlili ve idrar kültürü alınmalıdır,

 tedavi genellikle ampirik olarak başlanır ve kültür antibiyograma göre devamı düzenlenir.

Ampirik tedavi, hastanın yaşı, klinik bulguları ve o bölgenin antibiyotik duyarlılık ve direnç oranları göz önüne alınarak yapılmalıdır.

Ampirik tedavide üç ayın üzerindeki hastalar için iv ve oral tedavide 3. kuşak sefalosporinler kullanılmaktadır.

Özellikle ilk 3 ayda ürosepsis riski yüksek olduğu için hastane yatışı ve ampirik olarak iv ampisilin ve aminoglikozit veya 2. kuşak sefalosporin tedavisi önerilmektedir.

Ateşli, oral alamayan, toksik görünen hastaların da klinik bulguları gerileyene kadar hastanede izlenmesi, sonrasında ayaktan tedaviye devam edilmesi önerilmektedir.

Diğer hastalarda oral ve parenteral antibiyotik tedavisinin etkinliğinin aynı olduğu gösterilmiştir,
tedavi süresi 7-14 gün arasında değişir.

Ateşsiz sistit tedavisinde önerilen tedavi süresi 3-7 gün arasında değişmektedir.

 İYE tedavisinde yol gösterici olarak farklı ülkelerden çeşitli kılavuzlar (NICE, APA, ISPN) hazırlanmıştır.

VUR’lu çocukların cerrahi tedavisi, profilaksinin gerekliliği, verilecek olan tedavi yönteminin oral veya parenteral uygulanması ve antibiyotiğin verilme süresi, asemptomatik bakteriürinin tedavi gerekliliği en çok tartışılan konulardır.

Koruyucu önlemler olarak kabızlığın önlenmesi ve işeme disfonksiyonunun düzeltilmesi önemlidir. Sünnetin İYE’nun sıklığını azalttığı birçok çalışmada gösterilmiştir.

Probiyotik ve kızılcık kullanımı bazı çalışmalarda önerilmekle beraber faydaları tartışmalıdır.

 Hastayı takip eden doktorun hastasının kliniği ile beraber ülkesininin gerçeklerini göz önünde tutarak tanı, tedavi ve izleme karar vermesi en doğru karar olacaktır.



marmara pediatri kongresi
Neslihan ÇİÇEK Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Nefroloji Bölüm

bebeklerin ortam ısısı, uykusu

Bebekleri nasıl giydirelim ? Bebeğin ensesi ve giysilerin altında kalan bölgeleri sıcak ve bebek de mutlu ise ortam ısısı ve giysileri ye...