26 Nisan 2019 Cuma

su çiçeği

damlacık ve lezyonla temasla bulaşır.
ink. 10 -21 gün
döküntüden 24 saat önce hafif ateş halszilık.
mukozal tutulum olur.
saçlı deriden başlar. farklı yaşlarda döküntü olur
kompl.: serebellar ataksi, pnomoni.,
cilt lezyonları görülür.
 döküntüden 3-4 gün sonra ateşin yükselmesi kompl. gelişitiği göstergesi.


bulaşıcılık döküntüden 1-2 gün önce başlar, tüm döküntüler kabuklanana kadar devam eder.
anne doğumdan 5 gün önce ya da 2 gün sonra geçirirse yenidoğanda ağır hastalık tablosu olabilir.

temas sonrasi ilk 72 saat aşı.

oral asiklovir:
ev iç temas, 12 yas üstü, uzun dönem aspirin kullanımı.
 DM , akc hstalıkları, KS kullanımı

İV asıklovir endıkasyon:  ciddi hastalık pnomoni, hepatit ensefalit komplikasyonu
ımmnun suprese konak . neonatal varisella
72 saat içinde baslanmalı, 7 gün devam etmeli yada son lezyondan 2 gün sonra ya kadar devam



su çiçeği ile ilgili görsel sonucu

rozeola infantum ( 6. hastalık)

en sık 6- 36 ay arası
sekresyonal yakın temasla bulaşır.
3- 5 gün süren yüksek ateş, huzursuzluk. öksürük, ishal
Febril Konv. % 5-15.
Ateş düşünce döküntü başlar. gövdeden başlayıp extremiyeye yayılır.bazen sadece yüz ve gövdede olur.basmakla solar.
 lab ilk 24- 48 saatte notrofil ve lokositoz ,sonra monosit ve lokopeni görülür.







roseola ile ilgili görsel sonucu

Eritema İnfeksiyozum ( 5. hastalık)

damlacık enfeksiyonu  ve transplasental geçiş
prodromal dönem 4-28 gün .
hafif ateş, baş ağrısı, myalji.
döküntü başlayınca bulaştırıcılık biter.
aplastik kriz olanlar 7 gün boyunca bulaştırcıdır.



evre 1. yüzden başlar. tokatlanmış yüz  manzarası. ağız etrafı soluk
evre 2.gövde ve extr. proksimalinde dantela tarzı ortası soluk döküntüler, kaşıntılı
evre 3. sıcak ,banyo, stres, egzersiz, ile artar. ort. 10 gün sürebilir.
extr.de eldiven corap tarzı da olabilir.

intrauterin kompl. olabilir. anemi hidrops fetalis gibi.



eritema infeksiyozum ile ilgili görsel sonucu

KIZAMIKÇIK

 ink . 2-3 hafta
prodromal dönem hafiftir.nadire n ateş, fotofobisiz konjoktivit, halsizlik,
döküntüden 1 gün önce LAP ( post auriküler, suboccipital)
bulaştırıcılık: döküntüden 5 gün önce başlar, 6 gün sonraya kadar devam eder.
%20 hastada yumsak damak-sert damak birlestiği yerde peteşiler olabilir.
döküntü yüzden  başlar, 24 saatte tüm vücuda yayılır.
birleşme eğilimde değildir. 3 gün kaybolur.
iyileşirken soyulmaz.

kompl:  ensefalit,artrit, artralji, trombositopeni, gebelikte malformasyonlar





kızamıkçık ile ilgili görsel sonucu

DÖKÜNTÜLÜ HASTALIKLAR kızamık

1- KIZAMIK :

> 38 DERECE  ATEŞ
MAKÜLOPAPÜLER DÖKÜNTÜ
ÖKSÜRÜK- BURUN AKINTISI - KONJOKTİVİT

tanı kriteri: kızamık  spesifik İg M

inkubasyon 8-12 gün,

3-4 gün prodromal dönemi var:  yüksek ateş, konjoktivit, fotofobi, öksürük,  nezle.
prodromal dönemin 2.-3. gününde Koplik lekesi patognomoniktir ( 2. molar diş hizasında yanak mukozasında)

bulaşıcılık döküntüden 4 gün önce başlar, 4 gün sonraya kadar devam eder.
virüs havada ve yerde 2 saat canlı kalır.
 döküntü  alın,  kulak arkasından başlar. yüze yayılır. 2. gün gövdeye , 3. gün extremitelere , bacaklara iner;  birleşme eğilimindedir. 3. gün başladığı yerden solmaya  başlar. solarken hafif desqumasyon  olur el ve ayaklarda soyulma olmaz.

en sık kompl: . AOM, pnömoni , SSPE

 tedavi:
 destek tedavisi  A vitamini >1 yaş 200.00 Ü. < 1 yaş 100.00 iki gün.
 temas sonrası 72 saatte aşılama




koplik ile ilgili görsel sonucu






kızamık ile ilgili görsel sonucu
birleşmeye meyilli döküntüler







GAS ile ilgili hatırlamalar

GAS i  tedavi etmiyoruz, ARA gibi komplikasyon gelişmesini önlemek için tedavi veriyoruz.
GAS tedavi etmesek te 3 gün içinde spontan iyileşir.

GAS için  klinikte tonsillerin exüdatif olması gerekmez. Tonsil hipertrofisi, ağrılı hassas servikal LAP , damakta peteşiler ve ateş varlığında, öksürük , burun akıntısı da yoksa GAS tonsilliti düşünülmeli.

Kript olmaması GAS ı ekart ettirmez, kript varlığı GAS tanısını koydurmaz.

Tonsillitlerin çoğu viraldir , tek bakteriel tonsillit tedavi endikasyonu GAS tir.

GAS tanısı için hemogram,  CRP bakmaya gerek yoktur. Tanı koymada infeksiyon belirteçlerinin yeri yoktur.

Erişkinde hızlı antijen testi negatif ise GAS değildir, kültüre gerek yoktur.. , çocukta hızlı antijen testi negatif ise şüphe varsa kültür mutlaka alınmalıdır.,

GAS tedavisinden  24 saat sonra ateş düşer  ve bulaşıcılık biter.

GAS beta lactamaz üretmediği için beta lactam antibiyotik verilmemelidir.

GAS ta ilk tercih oral penisilin V dir . Tedavi mutlak 10 gündür.
2. tercih amoksilin ,3.tercih benzatin penisilin tek doz.


GAs tedavisinde anaflaktik tipte alerji varsa  klindamisin, anaflaktik tipte değilse sefalosporin verilebilir. Macrolidlere %3-4 direnç vardır.

GAS tedavisinde sefpodoksim ve sefdinir 5 günlük tedavi onaylanmıştır.

Tonsillektomi ARA riskini ortadan kaldırmaz.

 www.pediatridunyasi.org sunumu


25 Nisan 2019 Perşembe

Nigella sativa (black seed) ile ilgili yapılan çalışma

Nigella sativa (black seed)

This was an open-label study conducted in 49
patients (age 6–15 years) with atopic eczema (n = 6),
bronchial asthma (n = 6) and/or seasonal allergic rhinitis

(n = 45). A prick test for inhalation allergens was per-
formed in all cases studied. All patients were treated

with black seed oil capsules. Each patient took two

capsules, three times daily, for 6–8 weeks. The subjec-
tive severity of various clinical parameters (hay fever,

conjunctivitis, bronchial asthma, skin eczema, general
condition) was assessed before and after treatment.
In these 49 patients with allergic rhinitis, atopic

eczema and/or bronchial asthma, subjective improve-
ment of clinical symptoms occurred in 37/49 patients

(76%) while 12/49 (24%) observed no response to
therapy. In the subgroup with allergic rhinitis, 35/45
patients (78%) had subjective improvement of clinical
symptoms while 10/45 (22%) remained unchanged.


Phytother. Res. 17, 1209–1214 (2003)
Published online in Wiley InterScience (www.interscience.wiley.com). DOI: 10.1002/ptr.1356,






pubertal gelişim

Kızlarda puberta 8-13 yaş arasıdır.
 Pubertanın ilk bulgusu meme gelişimidir, daha sonra puberaj olur ortalama 10-12 yaştır.
 ilk  menstrulasyon 12-13 yaşında başlar.
meme gelişimi 14 yasta tamamlanır.


Türk toplumu için, puberte başlama yaşı kızlarda 10,1±1,0 yıl,
 pubik kıllanma yaşı 11,0±1,0 yıl,
 aksiller kıllanma yaşı 11,6±1,0 yıl olarak saptanmıştır.
 Menarş yaşı ortalaması da 12,2±0,9 yıl olarak saptanmıştır..

Erkekte pubertanın ilk bulgusu testis uzun capının 2.5 mm ya da volumunun 4 ml nin üzerine çıkmasıdır , testis volum  artışı 9.5 -13.5 yaşlarındadır.
pubik kıllanma testis volum  artışından 1.5-2 yıl sonra olur.

Türk erkek çocuklarında ortalama puberte başlama yaşı 11,6±1,2 yıl,
 pubik kıllanma yaşı 12,3±0,9 yıl,
 aksiller kıllanma yaşı 13,1±1,0 yıl olarak saptanırken,
 puberte süresi 4,9±0,6 yıl olarak saptanmıştır



Erken Puberte (puberte prekoks):

 kızlarda 8 yaşından önce meme gelişiminin başlaması (>evre 2) veya
10,5 yaşından önce menarş gözlenmesi,

 erkeklerde ise Prader orşidometresine göre testis hacminin 9 yaşından önce ≥4 ml çıkması olarak tanımlanır

24 Nisan 2019 Çarşamba

Enürezis nokturna



5 yaş ve üstündeki çocuklarda  en az 3 ay , haftada en az 2 kez, istemsiz idrar kaçırmasıdır.
Gece işemeleri enürezis nokturna olarak adlandırılır.

Primer enürezis çocuk sürekli işer ise, sekonder enürezis en az 6 ay kuru kaldıktan sonra işemeye başlar ise bu tanıyı alır..

Sadece gece işemeleri basit (monosemptomatik) enürezis,
Gündüz işeme, yetişememe, idrarını tutma, sık idrar yapma ( 8 den fazla), beraberinde idrar yolu enfeksiyonu ve kabızlık varsa komplike enürezis olarak adlandırılır.

Gece işemelerinde genetik faktörler önemlidir. 
Annede ya da babada varsa % 45 ,ikisinde de varsa % 77 sıklıkta görülür. 
Ancak gündüz işemeleri de varsa bu durum ayrıntılı inceleme gerektirir.

Çocuğun  iki gün, üç gece süreyle,  süreyle idrar yapma sıklığı, idrar miktarı , kaçırma sayısı kaydı tutulur.

Fizik muayenede: karın , sırt ve genital muayene, sırtta sacral bölgede kıllanma , karında kabızlık ile ilgili bulgular, mesane bölgesi değerlendirilir.


Laboratuvar bulgusu olarak tam idrar tahlili istenir. İdrarda glukozüri, proteinüri, İYE bulguları değerlendirilir.
Böbrek ultrasonu ile mesane duvarı ölçümü ve işeme sonrası mesanedeki idrar miktarı ölçülür.

Enürezis tedavisi:
 5 yasından önce tedavi verilmez

1-  Destekleyici tedavi:

1-Sıvı tüketimi düzenlenmesi 30cc/kg/ gün sıvı tüketimi sağlanmalı.( kiloX30su miktarı)
2-Her 3 saatte bir tuvalete gitmeli, tuvalet çıkışı bir bardak su içmeli.
3-Akşam yatmadan 2 saat önce sıvı kısıtlaması yapılmalı.
4-Kabızlık varsa düzeltilmeli, kabızlık varsa önce diyet tedavisi uygulanmalı, yetersiz kalırsa ilaç ( duphalac gibi) kullanmalıdır.
5-Yatmadan önce mutlaka tuvalete gidilmeli, mesane tam olarak boşaltılmalı.
6-Yattıktan iki saat sonra uyandırılarak tuvalete götürülmeli, bu sırada çocuk tam olarak uyanmalı ve bilinçli işemelidir.
7-Gündüz fizik aktivitesi düzenlenmeli, uzun süre televizyon, bilgisayar başında kalmasına izin verilmemeli.
8-Çocuk ıslak gecelerde yağmur, kuru gecelerde güneş çizerek, hazırlanacak bir çizelge ile ıslak-kuru geceler tespit edilmeli,bu çizelgede yağmur ve güneşi çocuk kendisi çizmelidir.
9-Asla  cezalandırılmamalı, çocuğun kendini suçlu hissetmesini sağlayacak tavırlardan kaçınmalı.
10-Kuru geceler için ödüllendirilmeli, kucaklamak, sarılmak gibi motivasyonlar ödüldür.
11- tuvalet mumkunse alaturka olmalı, alafranga tuvalet ise ayaklarının altına yükseltici konularak ayakalrı yere basması sağlanmalı.
2-Spesifik  tedavi:
Alarm tedavisi : basarı % 65-70.  çocuk idrar yaptığı anda alarmla uyandırır. Özellikle uyanma sorunu olan çocuklarda uygulanabilir. Tedavi bitince nüks etme oranı 6 ay içinde % 20 lerdedir. en az 2 ay denenmelidir. Aile uyum sorunu olması dezavantajıdır. Nocturnal poliürisi olmayan çocuklarda başarı şansı yüksektir .

İlaç tedavisi : 
Dezmopressin : 
nokturnal poliüride başarılı tedavi sağlar. aile öyküsü olan ,mesane kapasitesi normal çocuklarda basarı şansı yüksek
minirin melt tb.120 microgram.  yatmadan 1 saaat once verilir. aksam sıvı kısıtlaması yapılır.  nazal form artık önerilmiyor.
oxybutinin :
antikolinerjik (uropan)  cok etkili değil , ancak gündüz semptomları olan, minirine yanıtsız vakalarda denenebilir.

hangi tedavi verilirse verilsin , hekimle hasta işbirliği içinde olmalı, 2 -4 haftalık aralarla hasta görülmeli.

PARAZİT TEDAVİSİ

ASCARİS:

Gastrointestinal rahatsızlık yapar.
Dışkıda yumurtaların görümesi ile tanı konur.

Albendazol ( Andazol)  :

Andazol şurup  1 ölçekte (10 ml de )  200 mg Albendazol var.  200 mg ve 400 mg tablet formu var.
 doz: 10 mg/kg tek doz

>2 yaş: 400 mg tek doz eriskin dozu ile aynı, 2 ölçek şurup.

Mebendazol ( Vermazol):  100 mg lik tab çiğneme tb.

2x1 üç gün  yada 500mg tekdoz


Pirantel Pamoad ( Kontil) 250 mg/ 5 cc. şurup, 250 mg çiğneme tableti

11 mg/kg. max. doz 1 gr.


ENTEROBİYAZ:

Burun kaşıntısı, anal kaşıntı, karın ağrısı, huzursuzluk, salya akması, diş gıcırdatma, idrar kaçırma
selofan yöntemi ile tanı.

Andazol 10 mg /kg tek doz,  400 mg tek doz ( iki ölçek)

Vermazol 100 mg tek doz,

Kontil 11 mg/ kg tek doz

iki hafta sonra doz tekrarı.

Ailede herkes asemptomatikte olsa infektedir.
Tüm aile tedavi almalı.

Aileye öneriler:  çarşaflar ve iç çamaşırları 60 derecede yıkanmalı , halıları sirkeli su ile silinmeli,  , kapı kolları arap sabunu ile temizlenmeli. bunların hepsi aynı anda olmalı.
her gün iç çamaşırı değiştirilmeli,
eller sık sık yıkanmalı,
tırnaklar kısa kesilmeli.


Topikal Kortikosteroidler



 I. Grup (Çok güçlü):

 Betametazon dipropionat 5   Diprolen
Klobetazol Propionat 5          Dermovate

 II. Grup (Güçlü) :

 Halsinoid %01                               Volog
Beklametazon dipropionat 5          Beklazon
Fluosinonid 5                                 Lidex
Metilprednisolon aseponat             Advantan
Halometazon Monohidrat 5          Sicortene
Flutikazon Propiyonat                    Cutivate

 III. Grup (Orta Potent):

 Betametazon Valerat                Betnovate, Celestoderm

IV. Grup (Orta Potent):

 Triamsinolon asetonid %01     Kenakort

V. Grup (Orta Potent):

Fluokortolon Kapronat             Ultralan
Diflukortolon Valerat %01       Temetex
Hidrokortizon Butirat %01       Locoid
Hidrokortizon asetat   %0.5     Hipocort krem
Flumetazon Pivalat 2                Locacorten

VI. Grup (Zayıf Potent) :

Klobetazon Bütirat 5         Eumovate

VII. Grup (Zayıf Potent) :

 Metil Prednizolon %1              Prednol
Prednizolon Asetat %05           Hexacortone

22 Nisan 2019 Pazartesi

aşılar ile ilgili notlar

Parenteral yolla uygulanan canlı aşılar genellikle tek dozdan sonra koruyuculuk sağlarlar.
inaktive aşılar ise genellikle ilk dozdan sonra koruyuculuk sağlamazlar

H. influenzae tip b (Hib) enfeksiyonu 5 yaşından büyüklerde nadir görüldüğü için rapel doz gerekmez.

Enjekte edilecek aşının avuç içinde bir süre bekletilerek vücut ısısına getirilmesi çocuğun ağrı duymasını azaltacaktır.

Kızamık (veya kızamık-kabakulak-kızamıkçık, MMR) ve suçiçeği gibi parenteral yolla uygulanan canlı aşılar aynı anda birlikte uygulanabilir. Eğer bu aşılar aynı anda uygulanmayacak ise, aşının biri uygulandıktan en az 4 hafta sonra diğer aşı uygulanmalıdır. Birinci aşıdan sonra 4 hafta geçmeden ikinci aşı uygulanmışsa, bu iki aşı arasında oluşabilecek interferans nedeniyle ikinci aşıya karşı immun yanıt yetersiz olabilir. Bu nedenle, ikinci aşının en az 4 hafta sonra tekrarlanması önerilmektedir.

Kızamık ve suçiçeği gibi parenteral yolla uygulanan aşılarla OPV aşısının herhangi bir etkileşimi yoktur.

İki inaktive aşı arasında ya da biri inaktive diğeri canlı iki aşı arasında 1 aylık süre olmasına gerek yoktur

Aynı aşının 2 dozu arasındaki süre önerilenden daha kısa olursa aşının etkinliği azalabilir.

Tüm aşılar PPD deri testi ile aynı gün ya da ondan sonraki günlerde yapılabilir. Kızamık aşısı yapılanlarda, tüberküloz enfeksiyonu olsa bile PPD testi (yanlış) negatif çıkabilir. Bu nedenle, kızamık aşısı yapıldıktan en az 4 hafta sonra PPD testi yapılmalıdır.



İnaktive antijenlere karşı oluşan immun yanıt kanda dolaşan antikorlardan etkilenmediği için, bu aşılar immun globulin uygulanmasından önce, aynı anda, ya da daha sonra yapılabilir.
 kızamık ve suçiçeği gibi canlı aşılar yapıldıktan sonra, virusların vücutta çoğalabilmeleri için (inkübasyon dönemi) en az 2 hafta süreyle immun globulin preparatları uygulanmamalıdır. Eğer aşıdan sonra 2 hafta geçmeden bu preparatlar uygulanmışsa, o aşı dozu yapılmamış gibi kabul edilmeli ve daha sonra aşı tekrar edilmelidir.
Oral poliovirus aşısı kan ürünlerinin verilmesiyle aynı anda ya da herhangi bir zamanda uygulanabilir.

Kızamık (veya kızamık-kabakulak-kızamıkçık, MMR) ve suçiçeği gibi parenteral yolla uygulanan canlı aşılar aynı anda birlikte uygulanabilir. Eğer bu aşılar aynı anda uygulanmayacak ise, aşının biri uygulandıktan en az 4 hafta sonra diğer aşı uygulanmalıdır.



 Evde bağışıklık sistemi baskılanmış bir birey varsa, evdeki diğer bireylere de OPV yapılmaz; ancak kızamık, MMR ve suçiçeği aşıları yapılabilir.

Kemoterapi alan hastaların kemoterapisi kesildikten 3 ay sonra canlı aşılar yapılabilir.

 İki haftadan fazla süreyle yüksek doz kortikosteroid (20 mg/gün veya ≥2mg/kg/ gün) alan bireylere de canlı aşılar yapılmaz.

 Bununla birlikte, inhale ya da düşük doz oral steroid alan ya da kısa süreli (14 günden kısa) kortikosteroid alan bireylere canlı aşılar yapılabilir.

İnaktive aşılar bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerde yapılabilir, bununla birlikte, aşıya karşı immun yanıt yeterli olmayabilir.

Splenektomi yapılacak hastalarda en az 2 hafta önce Hib, pnömokok ve meningokok aşıları yapılmalıdır. Eğer yapılmamış ise ameliyat sonrasında çocuğun durumu düzelir düzelmez aşılanmalıdır.

 Kemik iliği nakillerinden 6 ay sonra İnaktive aşılar, 2 yıl sonra da canlı aşılar yapılmaya başlanabilir.

İVIG sonrası canlı aşı eğer 0.4 g/kg  ( İTP )  verildi ise 8 ay, 2 gr/kg dan( kawazaki) verildi ise 11-12 ay sorna yapılır.

İshal sırasında OPV uygulandıysa, daha sonra bir doz daha OPV yapılmalıdır.

Evde bağışıklık sistemi baskılanmış bir birey varsa, evdeki diğer bireylere de OPV yapılmaz; ancak kızamık, MMR ve suçiçeği aşıları yapılabilir.

Kızamık aşısı yapıldıktan en az 4 hafta sonra PPD testi yapılmalıdır.

Evde gebe bir kadın varsa, evdeki çocuklara canlı aşılar (kızamık, MMR, su çiçeği ve BCG gibi) da dahil olmak üzere tüm aşıların yapılmasında herhangi bir sakınca yoktur

Dr.Sadık Akşit
Klinik Gelişim 2012; 25: 4-11

http://www.klinikgelisim.org.tr/kg_25_1/2.pdf


Allerjik Rinit

Alerjik rinitte sen sık nedenler :  polen , ev tozu akarları, hayvan tüyleri, küf mantarı ve sentetik, katkı maddeli besinlerdir.

1- Polen alerjisi erken ilkbahar ve erken yaz döneminde görülür.
Polen alerjisini neden olduğu rinit mevsimsel alerjik rinit , saman nezlesi olarakta bilinir.
Erken ilkbahar döneminde en sık  neden söğüt, kavak polenleri,  erken yaz döneminde buğdaygiller daha sıktır.
2- Ev tozu alerjisi: Ev tozu akarları yıl süren alerjik rinitten sorumludur. Buna perenial rinit te denir. Ev tozu alerjisinden akarlar, küf mantarları, hayvan tüyleri, hamam böceği, böcek artıkları , katkı maddeli besinler sorumludur. , en çok D.Farinae  ( spİgE d2  ) görülür. Akarlar nemli ortamda , mantarlar da banyo, mutfak gibi loş ve nemli ortamda, ev bitkisi toprağında yaşarlar.

Alerjik rinit bulguları:
 Burun akıntısı, hapşuruk, burun tıkanıklığı, burunda ve damakta kaşıntı olur.
 Geniz akıntısı ve buna bağlı öksürük, koku almada azalma, yorgunluk hissi, zinde uyanamama, dikkat eksikliği, konsantrasyon güçlüğü olabilir.
Bazen alerjik konjoktivit eşlik eder. Gözlerde kızarıklık, kaşıntı olur. Bu kişiler atopiktir, egzema gibi cilt bulguları da sıktır.
Tanıda en önemli nokta anamnezdir.
 Fizik muayenede:  Nazal mukoza ödemli, nemli ve soluk görünür. Burun içinde saydam  sekresyon görülür, konkalar hipertrofiktir.
Tanı için  spesifik İgE bakılabilir  , ancak negatif olması tanıyı ekarte ettirmez.
Tedavide alerjen maddeden kaçınma esastır. Özellikle hapşuruk ön planda ise antihistaminikler etkilidir. Burun tıkanıklığının ön planda olduğu durumda nazal kortıkosteroidler daha etkilidir. nazal KS etkisi 10.gunden sonra başlar. Serum fizyolojikle nasal irrigasyon da tedavinin bir parcasıdır.
Seçilmiş hastada immunoterapi de etkili bir tedavidir.

Öneriler:
Polen mevsiminde zorunlu olmadıkça dışarı çıkmamak, kapı ve pencereleri polenlerin uçuştuğu sabah erken  saatlerde açmamak, gerekirse maske takmak,
Ev içinde havanın  kurumasını önlemek için kalorifer peteklerine su kapları koymak,
Odayı sık sık havalandırmak,
Evde hayvan ve bitki beslememek,
Tüylü ve yünlü battaniye ve  halı kullanmamak,
Peluş oyuncakla oyun oynamasına ve uyumasına  izin verilmemeli. eğer oyuncağından vazgeçemiyorsa, oyuncak haftada bir 24 saat derin dondurucuda bekletilmeli.
Çarşaf ve yastıklar 60 derecede haftada bir yıkamak,
Ev tozunu nemli bir bezle sık sık almak,
 Toz tutan kitap, biblo gibi eşyaları kapalı dolapta muhafaza etmek..


19 Nisan 2019 Cuma

proteinüri


Sağlıklı insan günde idrarla en çok 150 mg protein kaybeder
Proteinüri – İdrarla protein kaybı > 150 mg/gün

Proteinüri:

1- Geçici (fonksiyonel) proteinüri: < ++ : ateş. egzersiz, İYE, hematüri, dehidratasyon, KKY, konvülsiyon, soğuk hava

2- Ortostatik (fizyolojik) proteinüri :

Sabah ilk idrarı (kalkar kalkmaz) ve 4-6 saat sonraki  idrar bakısında sabahki idrarda proteinüri olmayıp, sonraki idrarda proteinüri  olması tanıyı destekler


3-persiste:
Glomerüler proteinüri : NS, MPGN, İgA nefropatisi, hep B
sekonder: APSGN, Kollejenozlar,infeksiyon, reflü nefropaitsi, ilaçlar
Tübüler proteinüri : wilson, herediter fruktoz intol, galaktozemi.



Dipstikle Değerlendirme :

• Negatif : sarı renk
• Eser : 10-30 mg/dl
• + : 30-100 mg/dl
• ++ : 100-300 mg/dl
• +++ : 300-1000 mg/dl
• ++++ : > 1000 mg/dl

Yalancı pozitiflik:
 yoğun idrar
 alkali idrar (pH>8)
 gross hematüri
 piyüri, bakteriüri
 idrar içinde dipstiğin çok bekletilmesi ,  okumanın geciktirilmesi
 fenzopiridin ve klorheksidin gibi amonyum içeren antiseptikler

En  kesin tanı   24 saatlik idrarda protein ölçümü.

  İdrarla protein kaybı  ≤ 4 mg/m2/saat : normal
 4 – 40 mg/m2/saat : proteinüri ( >150 mg/gün )
 > 40 mg/m2/saat : masif proteinüri

Sabah ilk spot idrarda protein  çocuklarda  ortostatik proteinüriyi ayırt etmede onemli.


Fizik muayenede : tansiyon, ödem, döküntü, eklem bulguları,

Lab:
24 saatlik idrarda protein ,
İdrar kültürü
 Hemogram,
üre, kreatinin,
Albümin,
lipidler
 ASO,
kompleman C3,C4
 ANA, anti dsDNA
hepatit B.



17 Nisan 2019 Çarşamba

emzirme kılavuzu

http://turkpediatri.org.tr/PediatriData/userfiles/file/emzirme-klavuzu.pdf

İlk İki Yaşta Sağlıklı Beslenme ve Sağlıklı Beslenme Alışkanlığının Geliştirilmesi


Duyarlı besleme :
anne, baba yada çocuğa bakan kişi ile çocuğun karşılıklı oluşturduğu bir beslenme biçimi olarak tanımlanmıştır.
 Unicef duyarlı beslemeyi tamamlayıcı besinlerin aktif olarak sunulması olarak tanımlamış ve 6 madde altında toplamıştır.
Bu maddeler şunlardır:
1. Sütçocuğunu direkt olarak beslemek, daha büyük çocukların kendilerini beslemelerine yardımcı olmak, çocukların açlık-tokluk sinyallerine duyarlı olmak.
 2. Çocuğu yavaş ve sabırlı bir şekilde beslemek, çocuğun beslenmesi için onu cesaretlendirmek ancak zorlamamak.
3. Çocuklar yeni tattıkları besinleri ancak birkaç denemeden sonra kabul ettikleri için, yeni gıdaları defalarca sunmak.
4. Çocuk çoğu gıdayı almıyorsa farklı yiyecek kombinasyonlarını, tatlarını ve metodlarını denemek. 5. Beslenme süresince dikkat dağıtabilecek nesneleri ortadan kaldırmak.
 6. Yemek saatlerinin öğrenme ve sevgi saatleri olduğunu hatırlamak ve bu süre içerisinde çocukla göz teması kurmaya özen göstermek..

AYLARA GÖRE SAĞLIKLI BESLENME ÖNERİLERİ

 0-6 AY :
Günümüzde bebeklerin doğumdan itibaren ilk 6 ay boyunca yalnızca anne sütü ile beslenmesi ve bu süre içinde su dâhil hiçbir ek besin verilmemesi önerilmektedir.

 Anne sütü ile beslenen bebeklerin mama ile beslenenlere kıyasla psikomotor gelişimlerinin daha iyi olduğu, ileri dönemde IQ’larının daha yüksek olduğu ve beyin gelişiminin de pozitif yönde etkilendiği çeşitli çalışmalar ile gösterilmiştir

mama ile beslenen bebeklerde tamamlayıcı beslenmeye 4.-6. aylar arasında geçilebilirken, yalnızca anne sütü alan bebeklere 6. aydan itibaren tamamlayıcı beslenme başlanması uygundur

6-12 AY :
Yapılan çalışmalarda anne sütü alma süresi uzadıkça, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) gelişme riskinin de düştüğü gösterilmiştir.

Tamamlayıcı besinlere başlarken dikkat edilmesi gereken noktalar
. • Besinler, kaşıkla ya da fincanla başlangıçta az miktarlarda verilmeli, bebek oturur pozisyonda beslenmelidir.
 • Besinlerin kıvamı kaşık ile vermeye uygun olmalıdır.
• Yeni besinler bebek aç ve keyifli iken ve tercihen öğle öğününde denenmelidir.
• Farklı besinler en az 3 gün, tercihen 7 gün ara ile denenmeli, ilk kez verilen besinlerin alerji yapıp yapmadığı gözlenmelidir.
 • Besinler temiz ve taze pişmiş olmalıdır.
 • Tuzlu, baharatlı, alerji yapma olasılığı olan besinlerden kaçınmalıdır.
 • Başlangıçta bebeğin besinleri dili ile itmesi normaldir, bu durum besini reddetme olarak algılanmamalıdır.
• Bebeğin hoşlanmadığı yiyecekler 2-3 haftalık aralarla yine denenmelidir.
• Liften zengin besinler ilk 12. aydan sonra verilmeye başlanmalıdır.

Bebeklere besinler, 4-7 aylarda püre şeklinde, 7-12. aylarda ezilmiş-parçalanmış olarak verilmeli.

Bebeklerin farklı tadlara alışması için 9-18 ay arası bebekler ya da küçük çocuklara mümkün olduğu kadar değişik çeşitte ve tatta besinler verilmesi önerilmektedir
Birçok bebek yiyeceklere kendi elleri ile dokunmak, ağızlarına sokup çıkarmak ister. Çocuk gelişiminin normal bir parçası olan bu hareketlere izin verilmelidir.



12-24 AY :

Bir yaşından sonra sütçocuğu beslenmeyi reddeden, çok hareketli, seçici davranan ve ayda yaklaşık 150- 200 g alan bir duruma gelir.

On ikinci, en geç 15. aydan itibaren bebeklere özel yemek hazırlamaya gerek yoktur.
Ailenin diğer bireyleri için hazırlanan sağlıklı besinler bebek için de uygundur.
Besinler en fazla çatalla ezilerek ya da bıçakla parçalanarak verilebilir.


 Bir yaşından sonra sağlıklı beslenme davranışı kazandırma prensipleri
 • Yemek zamanları düzenli ve aynı saatte olmalıdır.
 • Çocuğun yemek kapları ayrı olmalı ve ne kadar yediği kontrol edilmelidir.
 • Çocuk yemeye ara verince biraz bekleyip, bir süre sonra yine yemek verilerek tam olarak doyması sağlanmalıdır.
 • Besinler çocuğa değişik tat, kıvam, renk ve çeşitlilikte sunulmalıdır.
 • Şekerli besinler herhangi bir amaçla ödül olarak verilmemeli, özel durumlar dışında şekerli besinler verilmesinden kaçınılmalıdır.
 • Çocukla birlikte yemek yenmeli, kendini beslemesine izin verilmeli, ancak yeterli miktarda beslenmesi için de yardım edilmelidir.
 • Çocuğun masada rahat oturabilmesi için uygun boyutta iskemle, uygun boyutta çatal-kaşık vb. gereçler sağlanmalıdır.
 • Eğer biberon kullanılıyorsa, 12. aydan sonra biberon kullanımı sonlandırılmalı ve çatal-kaşık kullanımına başlanmalıdır.
• Yemek süresi bitene kadar çocuğun yemek masasında oturmasında ısrarcı olunmalıdır. Sandalyesinden kalkar, yemeği fırlatır, sofrayı dağıtır ise uyarıda bulunulmalı, gerekirse mola yöntemi uygulanmalıdır.
 • Çocuk seçici davranıyorsa besinler karıştırılarak verilmelidir.
• Çocuğun aşırı acıkıp sinirlenmesine fırsat yaratılmamalı, uykulu iken beslenmemelidir.
• Çocuğun açlık ve tokluk duygusu dikkate alınmalıdır. Zorla beslenmemeli, beslenme çocuk göz kontağı kuruyorsa, ağzını açıyorsa devam ettirilmelidir.
• Çocuk susuz bırakılmamalı, ancak yemekten önce ya da yemek sırasında çok su verilmemelidir.
 • Beslenmeden sonra etrafın temizlenecek duruma gelmesine göz yumulmalıdır.
 • Öğün sırasında dikkat dağıtıcı nesnelerin (oyuncak, televizyon, oyun) kullanılmaması gerekmektedir.


Çocuk Dergisi 13(4):147-153, 2013




7 Nisan 2019 Pazar

GAS TONSİLLİT TEDAVİSİ:



GAS tonsillofarenjitinde ilk tercih penilicilindir.
penicilin ile ARA komplikasyonu önlenir.
benzatin penicilin:
<27 kg: 600.000 Ü tek doz İM
>27 kg : 1.200.000 Ü tekdoz İM
penicilin V:
penos 400 ü süsp. 10 gun
<27 kg : 2x 400 Ü (250mg)
>27 kg : 2x 800 Ü (500mg)
amoksilin 50 mg/kg /gün max 1 gr/gün 10 gün. 2 doz.
( not: amoksilin/klavunat 40 mg/kg/gün 2 doz GAS taşıyıcılığında verilir.)

BETA-LACTAM ALERJİSİNDE:
sefaleksin: (sef, maksipor) 40 mg/kg/gün ( max 500 mg/doz) 2x1 , 10 gün
sefadroksil:( cefradur) 30 mg/kg/gün( max 1 gr/doz) 1x1 , 10 gün
klinsamisin: (cleosin) 20 mg/kg/gün ( max 300 mg/doz) 3x1 , 10 gün
klaritromisin: 15 mg/kg/gün ( max .250 mg/doz )2x1 10 gün
azitromisin: ilk gün 12 mg/kg ( max doz 500mg) , diğer 2-5 .günler 6mg/ kg (max. 250mg)
1x1 , 5 gün
eritromisin 40 mg/kg/gün 3-4 dozda 10 gün preparat ülkemizde yok.

* GAS beta lactamaz üretmediği için betalact. inh. lü preparatlar tedavide verilmez( amoksilin/kalvunat gibi)
* anaflaktik tipte penisilin alerjisinde klindamisin ya da macrolid verilir.
* macrolidlere % 5 direnc varır.

5 Nisan 2019 Cuma

Rota Aşısı


Rotavirüs aşısı oral uygulanan canlı aşıdır.
 Ruhsat almış iki aşı vardır monovalan ve pentavalan..
Monavalan aşı (Rotarix) :
insan kaynaklıdır.
 En az 4 hafta arayla toplam iki kez uygulanır;
 3 ve 5. aylarda yapılması önerilir.
Rotarix ilk dozu en erken 6 haftalıkken önerilir, 
en geç 15. haftanın bitiminden önce (14 hafta 6 gün) uygulanmış olmalıdır.
Aşının ikinci dozu en geç 24 haftalıkken yapılmış olmalıdır.


Pentavalan aşı: (Rotateq):
 sığır kaynaklıdır. 
En az 4 hafta arayla toplam üç kez uygulanır;
 2, 4 ve 6. aylarda yapılması önerilir.
Rotateq ilk dozu en erken 6. haftada en geç 14 hafta 6 günlük yapılmalıdır .
Üç dozun 32 hafta sonuna kadar yapılabileceği bildirilmiştir.

Aşılama tamamlanmamışsa bile 32.haftadan sonra ( 8 ay 0 günlük) aşı yapılmaz.
Aşılamanın aynı tür aşı ile tamamlanması önerilir.
Aşı sonrası kusma tekrar yapmayı gerektirmez.
Akut gastrenterit ya da ateşli hastalıkta aşı ertelenmelidir.
İnvajinasyon öyküsü olan bebeklere önerilmez.

beslenme davranışı kazandırma

 Bir yaşından sonra sağlıklı beslenme davranışı kazandırma prensipleri :


 • Yemek zamanları düzenli ve aynı saatte olmalıdır
 • Çocuğun yemek kapları ayrı olmalı ve ne kadar yediği kontrol edilmelidir.
• Çocuk yemeye ara verince biraz bekleyip, bir süre sonra yine yemek verilerek tam olarak doyması sağlanmalıdır.
• Besinler çocuğa değişik tat, kıvam, renk ve çeşitlilikte sunulmalıdır.
• Şekerli besinler herhangi bir amaçla ödül olarak verilmemeli, özel durumlar dışında şekerli besinler verilmesinden kaçınılmalıdır.
• Çocukla birlikte yemek yenmeli, kendini beslemesine izin verilmeli, ancak yeterli miktarda beslenmesi için de yardım edilmelidir.
• Çocuğun masada rahat oturabilmesi için uygun boyutta iskemle, uygun boyutta çatal-kaşık vb. gereçler sağlanmalıdır.
 • Eğer biberon kullanılıyorsa, 12. aydan sonra biberon kullanımı sonlandırılmalı ve çatal-kaşık kullanımına başlanmalıdır.
• Yemek süresi bitene kadar çocuğun yemek masasında oturmasında ısrarcı olunmalıdır. Sandalyesinden kalkar, yemeği fırlatır, sofrayı dağıtır ise uyarıda bulunulmalı, gerekirse mola yöntemi uygulanmalıdır.
• Çocuk seçici davranıyorsa besinler karıştırılarak verilmelidir.
 • Çocuğun aşırı acıkıp sinirlenmesine fırsat yaratılmamalı, uykulu iken beslenmemelidir.
 • Çocuğun açlık ve tokluk duygusu dikkate alınmalıdır. Zorla beslenmemeli, beslenme çocuk göz kontağı kuruyorsa, ağzını açıyorsa devam ettirilmelidir.
 • Çocuk susuz bırakılmamalı, ancak yemekten önce ya da yemek sırasında çok su verilmemelidir.
• Beslenmeden sonra etrafın temizlenecek duruma gelmesine göz yumulmalıdır.
 • Öğün sırasında dikkat dağıtıcı nesnelerin (oyuncak, televizyon, oyun) kullanılmaması gerekmektedir.


Çocuk Dergisi 13(4):147-153, 2013

4 Nisan 2019 Perşembe

ÇOCUKLARDA BESLENME VE İNFEKSİYON

Beslenme immun sistemi dogrudan etkiler.

Bazı besin öğelerinin sınırda yetersizlikleri durumunda bile, immun sistem işlevleri baskılanırken, infeksiyon riski de artar

infeksiyonlar sırasında  beslenme durumunda yetersizlik olabildiği gibi, immunitede de baskılanma olmaktadır.

 Çalışmalar protein enerji malnütrisyonunda görülen infeksiyonlara eğilim artışının, birlikte görülen mikrobesin öğesi eksiklikleri ile ilişkisini kanıtlamaktadır. Mikrobesin öğeleri lenfoid dokunun gelişimi ve immun yanıt için çok önemli maddelerdir.

A vitamini:

 Eksikliğinde infeksiyon sıklığında artış ve immun yanıtta baskılanma olur
 Özellikle alt solunum yolu infeksiyonlarının sıklığı A vitamini eksikliği ile ilişkilidir.
 Çocuklarda A vitamini desteğinin kızamık ve diyare sıklığını azalttığı gösterilmiş, özellikle malnütrisyonu olan çocukları koruyucu etkisi kanıtlanmıştır.

C vitamini :

Eksikliğinde immun sistem işlevlerinde baskılanma olur.
Antioksidan olarak koruyucu etkisinin burada yeri vardır.
 Bazı çalışma sonuçları C vitamininin antiinfektif özellikleri olduğunu göstermektedir.
Soğuk algınlığı tedavisinde yüksek doz C vitamininin hastalığın süresi ve şiddeti üzerine olumlu etkileri olduğunu destekleyen kanıtlar vardır.

E vitamini:

 İnfeksiyonlardan korunmada birincil görevi antoksidan etkisi sayesindedir. İmmun yanıtı kuvvetlendirdiğine dair  bulgular vardır. Eksikliğinde immun sistemin işlevleri baskılanır.


Çinko :

Çinkonun immun sistem işlevleri üzerindeki etkisi hücresel bağışıklığı destek yoluyladır.
Çalışmalar 6-35 ay yaş grubundaki çocuklara çinko desteğinin solunum sistemi infeksiyonları sıklığını % 40 azaltığını göstermiştir. Çinko desteği yapılan küçük çocuklarda diyare sıklığında % 25-30, solunum sistemi infeksiyonları sıklığında % 45 azalma bildirilmektedir.
Günde 10-20 mg dozda çinko diyareden koruyucu etki göstermektedir,

 Yüksek doz ve uzun süreli çinko kullanımı immun işlevleri olumsuz yönde etkileyebilir.





ANKEM Derg 2004; 18 (Ek 2): 26-31




çocuklarda vulvovajinit


Çocuklarda vulvovajinit nedenleri, prepubertal ve pubertal dönemde farklıdır.
prepubertal dönemde solunum  yolu ve enterik patojenler ağırlıklıdır. GAS, pnömokok N.menengitis, HiB, S.aureus,  E.coli nadiren E.vermicularis. görülür.,

Prepubertal dönemde Trichomanas Vaginalis hipoöstrojen durum nedeniyle görülmez.
 T.vajinalis, N.gonorea, Cla.tricomatis, HSV, HPV görüldüğünde cinsel istismar akılda tutulmalıdır.

Pubertal dönemde östrojen artışı ile etkenler değişir. T.vajinalis ve Candida sık görülür.

 Bakteriyel vajinozis:
 vajinal florada aerob lactobasillerin azalması ve anaerob türlerinin artması ile karakterize klink tablo.

Vulvovajinit bulguları arasında vajinal akıntı, kaşıntı, kızarıklık, dizüri, kanama , kötü koku vardır.

Özellikle bol, kötü kokulu bazen de kanamalı akıntı ve tekrarlama durumunda yabancı cisim akla gelmeli.
E.vermicularıs varlığında gece artan vulvar /anal kaşıntı olur.
Streptokokal vulvuvajinitte vulva difüz hiperemiktir.
Semptomatik bakteriyel vajinoziste ince beyaz-gri renkli, homojen ve bayat balık kokulu akıntı vardır.
Candidada kaşıntı, yanma hissi, dizüri, süt kesiği gibi beyazımsı akıntı olur,vulva ödemli olabilir.
T.vajinalis te sarı yeşil renkle , köpüklü, kötü kokulu akıntı olur.

Tanıda: swab ile alınan örnekten KOH, kültür ve gram boyama yapılması ile konur. oksiyur düşünülürse selofan yöntemi kullanılır.

bakteriel vajinoziste gram boyamada bol gram negatif basil görülür, laktobasil yoktur.
Pubertal olgularda bakteriyle vajinoziste 7 gün metronidazol kullanılır.
T.vajinalıste metronidazol, Candida da klotirmazol (clozol,canesten) topikal tedavi uygulanır.


Non-enfeksiyöz nedenlerden perine bölgesi hijyeninin iyi olmaması en sık sebeptir. köpüklü banyolar, sabun ve diğer temizlik maddeleri, tuvalet kâğıtları, hijyenik pedler, naylon iç çamaşırları,  çamaşır deterjanları, yumuşatıcılar  ve yabancı cisim diğer nedenlerdir.

kişisel hijyen, sentetik iç çamaşırı kullanılmaması, banyo köpükleri, kimyasallar ve genital krem-parfüm kulanılmaması önerilir. Sabun içermeyen ılık oturma banyoları yapılabilir. Son yıllarda probiyotik kullanımı ile ilgili yayınlar vardır...




3 Nisan 2019 Çarşamba

immunoglobulinler

IgG :
immünoglobulinlerin %75’ini oluşurur.
Antiviral, antivirüs, antitoksin ve antibakteriyel özellikler gösterir;
 plasentayı geçen tek immünoglobulindir,
 yenidoğanın korunmasından sorumludur;
 kompleman aktivasyonu yapar ve makrofajlara bağlanır.

 IgA :
immünoglobulinlerin %15’ini oluşturur.
Tükürük, nazal ve bronşial sekresyonlar, ve anne sütü gibi vücut sekresyonlarındaki temel immünoglobulindir;
müköz membranları korur.

 IgM :
immünoglobulinlerin %10’unu oluşturur.
 ABO kan grubu antijenleri için olduğu gibi doğal antikorları oluşturur;
erken immün yanıtlarda önemli yer tutar;
kompleman aktivasyonunda yer alır.

 IgD:
immünoglobulinlerin %0.2’sini olufturur. B lenfositleri üzerinde bulunur ve geliflimleri için gereklidir. IgE ‹mmünoglobulinlerin %0,004’ünü oluflturur. Mast hücrelerine ve bazofillere ba¤lan›r; parazitik enfeksiyonlarda, alerjik reaksiyonlar ve hipersensitivite reaksiyonlar›nda rol al›r

2 Nisan 2019 Salı

Menenjit tedavisi

Hib menenjiti sonbahar ve kış aylarında zirve yaparken
S.pneumoniae bağlı hastalık da kış aylarında görülür.
Meningokok hastalığı hem endemik hem de epidemik olabilir, özellikle 5 yaş altı çocuklar risk altındadır

Sütçocuklarında ateş, emmede azalma, huzursuzluk, çevreyle ilgisizlik gibi silik bulgular gözlenebilir. Daha büyük çocuklarda, baş ağrısı, fotofobi, ense sertliği, bilinç değişikliği, fontanel kabarıklığı, mide bulantısı ve kusma gibi “klasik” menenjit bulguları vardır. Brudzinski (ensenin fleksiyona getirilmesiyle birlikte kalça ve dizlerin istemsiz olarak fleksiyona gelmesi) ve Kernig (kalça fleksiyonunun diz ekstansiyonunu engellemesi) bulguları menenjitin geç döneminde ortaya çıkmaktadır.

Antibiyotik tedavisi ne kadar erken başlanırsa sağ kalım üzerine olumlu etkisinin o derece fazladır.  LP yi  geciktirecek herhangi bir durum varlığında antibiyotik beklenmeden yapılmalıdır.

Yenidoğanlar sıklıkla, başlangıç olarak ampisilin 100 mg/kg ve sefotaksim 50 mg/kg/doz, günde 3 kez şeklinde başlanır.

Sütçocukları ve büyük çocuklarda monoterapi olarak 3. kuşak sefalosporinler (seftriakson 100 mg/kg tek doz ya da sefotaksim 50 mg/kg/doz, günde 3 kez) kullanılabilir

 Etkenin S.pneumoniae olduğu biliniyorsa veya Gram boyamada gram pozitif kok saptandıysa dirençli pnömokokları kapsamak için ampirik olarak vankomisin (15 mg/kg/doz, günde 4 kez) eklenmelidir.

Bakteriyel patojenin izole edilmesi ve kültür antibiyogramının belirlenmesinden sonra antibiyotik seçimi ve süresi yeniden düzenlenmelidir.

Antibiyotik tedavisi, hasta en az 5 gün ateşsiz olana kadar, ama en azından 7-10 gün süreyle devam ettirilmelidir.

Pnömokok ve Hib menenjitinin en az 10 gün ve meningokok menenjitinin de en az 7 gün olarak tedavi edilmesi önerilmektedir.

Grup B streptokok menenjiti 14-21 gün, Listeria menenjiti 21 gün süreyle tedavi edilmelidir.

Gram negatif patojenler için BOS steril olduktan sonra en az 2 hafta, toplam en az 3 hafta tedavi sürdürülmelidir


Deksametazonun (0.15 mg/kg IV) anti-inflamatuvar etkisi antibiyotik öncesi verildiğinde, H.influenzae tip b’nin neden olduğu menenjitlerde işitme kaybını ve diğer nörolojik sekelleri belirgin olarak azalttığı gösterilmiştir.



Çocuk Dergisi 14(3):95-99, 2014

Hemolitik üremik sendrom (HÜS)

Mikroanjiopatik hemolitik anemi, trombositopeni ve akut böbrek yetersizliği.
Enfeksiyon ilişkili HÜS çocuklarda akut böbrek yetersizliğinin en sık nedenidir. En sık enfeksiyon etkeni  Shiga Toksin üreten E.Coli.

HÜS tipik olarak STEC) neden olduğu kanlı ishal sonrası gelişen bir hastalıktır..
 STEC enfeksiyonu sırasında lökositoz saptanması ve antimotilitik ilaç kullanılmasının HÜS riskini arttırdığı bildirilmektedir .

HÜS geliştikten sonra hastanın idrar çıkışı azalmaya başlar ve soluklaşır.
Hastada Coombs negatif hemolitik anemi, trombositopeni, laktat dehidrojenaz (LDH) yüksekliği, haptoglobulin düşüklüğü ve çeşitli derecelerde renal yetersizlik laboratuvar bulguları saptanır. Periferik yaymada parçalanmış eritrositler, şistositler gibi hemolitik anemi bulguları, trombositopeniye ait bulgular saptanır.

1 Nisan 2019 Pazartesi

İnfantil Koliğin Tedavisi

İnfantil koliğin etiyolojisinin net olmaması tedavi konusunda zorluğa neden olmaktadır.
İnfantil kolik tedavisinde öncelikle ailelere bu durumun 3-4 ay dolduktan sonra kendiliğinden geçeceği, bunun kesin bir hastalık olmadığı, prognozunun iyi olduğu, bebeğin gelişiminin normal olarak devam edeceği anlatılması gerektiği bildirilmektedir. 

1. İlaçlar:
 Simetikon mukusun yüzey gerilimini azaltır ve bağırsak gazlarının kolay atılımını sağlar. Emilmediği için sistemik yan etkisi yoktur. Plasebo ile karşılaştırılan çalışmalarda belirgin bir etkinlik saptanmamıştır
Anne sütü alan bebeklerde  koliğin daha az görüldüğünü bildirilmiştir

Bazı probiyotiklerin yenidoğan döneminden itibaren kullanılabileceğini gösteren çalışmalar mevcuttur. Ancak bu çalışmaların çoğunun probiotik firmaları tarafından desteklenmiş olması ve çalışma gruplarının benzer olmaması bu kanıtın geçerliliğini azaltmaktadır.

Tedavi için standart bir miktar tespit edilemediğinden çok miktarda verilen bitki çaylarının bebeğin süt alımını azaltabileceği de önemli bir sorundur.

İnfantil kolik tedavisinde davranışssal uygulamalarının diğer yöntemlerden daha etkin olduğu bildirilmektedir . Beş S yönteminin [Swaddling (kundak), Side or stomach yan/yüzükoyun yatırma), Sound (ses), Swinging (sallama), Sucking (emme/emzik)] ilaçlardan önce kullanılmasının daha uygun olduğu ileri sürülmektedir

Kundak yapmanın beyni iç ve dış etkilerden koruyarak, uyaranları azaltarak kolik bulgularında azalmaya neden olduğu ileri sürülmüştür

 Esposito ve ark. tarafınan yapılan çalışmada ise, hareket halindeki annenin bebeğinin daha çabuk sakinleştiği, ağlamasının kesildiği ve kalp atımlarının da yavaşladığı saptanmıştır.

Ayrıca uyku ve beslenme saatlerinin rutine konması ağlama sürelerinin %42 oranında azalttığı bildirilmektedir.



Çocuk Dergisi 17(2):53-60, 2017

Alerjik Rinit


Allerjik rinit, semptomların görülme zamanı veya sıklığına göre genelikle aşağıdaki gibi sınıflandırılabilmektedir:

İntermittan/Mevsimsel AR (MAR):
 Semptomlar polen mevsiminde ortaya çıkmaktadır.
 Ot ve ağaç polenleri ile mantarlar gibi dış ortam allerjenleri neden olmaktadır.
Semptomlar haftada 4 günden az veya toplamda 4 haftadan daha kısa sürmelidir.

 Persistan/Perennial AR (PAR) :
Yıl boyu semptomları devam eden AR tipidir.
Ev tozu akarları, hamam böcekleri, mantar/küf, evcil hayvan epitel ve dokuları gibi iç ortam allerjenleri etkendir.
Semptomların haftada 4 günden daha uzun ve en az 4 hafta süre ile varlığı gerekmektedir .

AR’li hastalarda burun mukozası ödemli, şiş, sulu açık renkli akıntı ile kaplı, açık mor renkten soluk pembe renge değişen bir görünümdedir.
 Anterior rinoskopi ile burnun ön 1/3 kısmındaki anatomik yapı, septum ve orta meatusu değerlendirmek mümkündür.
Orofarinks muayenesinde postnazal akıntı ile farinkste kaldırım taşı görüntüsü mevcuttur.
Allerjik selam, kronik venöz göllenmeye bağlı oluşan gözaltı morlukları fizik muayenede dikkat edilmesi gereken noktalardır

AR ile birlikte atopik dermatit-egzama, astım, allerjik konjonktivit, kronik öksürük, larenjit ve gastro-özofageal reflü başlıca komorbit durumlar arasındadır.
Astımlı hastaların yaklaşık 2/3’ünde AR, AR’li olguları. 1/3’ünde ise astım gelişmektedir . AR’li çocukların %21’inde otitis media gelişmektedir .

Üst ve alt solunum yolu enfeksiyonları, konjesyon, postnazal akıntı, adenoid / tonsil hipertrofisi, anozmi, nazal polip, nazal obstrüksiyon, ağız solunumu ve obstrüktif uyku apnesi ile birlikte seyreden habituel horlama diğer ko-morbit durumlar arasındadır.

 Herhangi bir allerjik hastalığa sahip olmanın Kawasaki hastalığı geliştirme riskini (1.4 kat) artırdığı bilinmektedir

 Yine AR’li hastalarda nazofaringeal karsinoma gelişme riskinde artış mevcuttur


AR tedavi rehberlerinin son güncellemelerinde intranazal antihistaminikler ile ilgili farklı görüşler ortaya çıkmıştır
ARIA güncellemesinde PAR tedavisinde intranazal antihistaminiklerin kullanılmaması tavsiye edilmektedir .


İntranazal Kortikosteroidler:  Erken ve geç semptomları inhibe eden en etkili tedavidir. Göz semptomları üzerinde de etkilidirler.
Terapötik düzeye 7 saat içerisinde, maksimum etkinliğe 2 haftada ulaşırlar.

 Semptomlar intermittan/ mevsimsel ise maksimum semptom kontrolü için mevsim öncesi kullanıma başlanmalıdır.
Birçok araştırmada bir antihistaminik veya LTRA ile birlikte intranazal kortikosteroid kombinasyonu üzerine çalışılsa da, çoğunlukla sonuçlar kombinasyon tedavisinin tekli intranazal steroid tedavisinden daha etkili olmadığı yönündedir

LTRA özellikle astım ile birlikte olan AR olgularında tercih edilebileceği belirtilmiştir. MAR tedavisinde plaseboya göre daha etkili, oral H1 antihistaminiklere eşdeğer ve intranazal kortikosteroidlere göre daha zayıf bir etkiye sahip olduğu bildirilmişti


Asthma Allergy Immunol 2017;15:1-16

immun yetmezlik düşündüren ip uçları

Sık hastalanan çocuğun öyküsü ve fizik bulguları bize primer immün yetersizlik hakkında ipuçları vermektedir.
Öykü dikkatle alınmalı ve aşağıdaki bilgilere ulaşıldığında hasta mutlaka immünolojik açıdan incelenmelidir.

1- Bir yılda 8’den fazla üst solunum yolu enfeksiyonu
2- Bir yılda 2’den fazla ciddi sinüs enfeksiyonu
 3- 2 aydan uzun süren etkisiz antibiyotik kullanımı
4- Bir yılda 2’den fazla pnömoni
5- Büyüme ve gelişme geriliği
6- Yineleyen cilt, derin doku veya organ apseleri
7-Bir yaşından sonra ağızda veya ciltde süregen mantar enfeksiyonu
 8- Enfeksiyonu iyileştirmek için damar içi antibiyotik kullanımı gereksinimi
9- 2’den fazla derin doku yerleşimli enfeksiyon
10-Ailede primer immün yetersizlik öyküsü

Ayrıca bu 10 belirtiye ek olarak aşağıda sıralanan belirtilerde primer immün yetersizlik hastalıklarını akla getirmelidir;

11- Canlı aşıya bağlı komplikasyonlar
12- KİT yapılmadan kronik GVH
13- Atipik mikobakteri’ye bağlı sistemik bir hastalık
14- P. jirovecii pnömonisi
15- Otoimmünsitopeniler
16- Nedeni bilinmeyen ekzema

çocuklarda bağışıklığı güçlendirmek için önerilen besinler

çocuklarda bağışıklığı güçlendirmek için önerilen besinler:

1- ev yoğurdu, kefir , ayran gibi probiyotikten  zengin gıdalar
2-C vitamini: turunçgiller, kivi, kuşburnu gibi meyveler, maydanoz,
3- omega3 ten zengin balık, semiz otu
4- soğan, sarımsak gibi doğal antibiyotik özeiiliği olan besinler, sarımsağı yağda kavurarak değil de yemeğe çiğ olarak katmak etkisini arttırır.
5- yumurta kaliteli bir protein kaynağıdır.
6-kuruyemişler:  ceviz badem, fındık
7-yulaf :beta glukan ve çinko içerir.
8 -selenyum : antioksidandır:Balık, hindi eti, kuzu ciğeri, yumurta ,ceviz .fındıkta vardır..
9-çinko: ıspanak, yumurta,et, yogurt, süt, ceviz, badem, fındık.
10- Dvit: yağlı balıklar, yumurta sarısı, süt, peynir
11-E vit: zeytin, zeytin yağı, kuruyemişler, yeşil yapraklılar
12- A vit: karoten içeren havuç. trabzon hurması, kuru kayısı, kırmızı turp, kırmızı lahana, pancar.
13- Demir: et, ciğer, kuru üzüm, kuru baklagiller, yumurta, yeşil sebzeler

Bazı bitkilerin etkileşimde bulunabileceği ilaçlar

Ginkgo biloba :  Aspirin, antikoagülanlar, varfarin (kumadin), heparin, tiklopidin (tiklid), klopidogrel (plavix), dipiridamol (persantin), ...